EKONOMİNİN EN TATLI MODELİ: DONUT MODELİ

Yazılar Ara 02, 2019

Dünyadaki hayatı bir donut olarak hayal edin. Ortada adaletli ve eşitlikçi bir insan toplumunun temelleri olsun: gıda, su, sağlık hizmetleri, eğitim vb. Donut'un dışında ise hassas biyofiziksel sistemler ve gezegenimizin refahına ayrılmaz bir şekilde bağlı olarak artan baskılar olsun: iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik, okyanus asitlenmesi, ozon tabakasının incelmesi, azot ve fosfor döngüleri... Yemekten zevk aldığımız donut, ekonomideki en temel sorun olan "iklim krizi" ve ekonomistlerin bayıldığı "ekonomik büyüme" konularını birleştirerek adeta tatlı bir çözüm sunuyor.

DONUT EKONOMİ MODELİ NEDİR?


Donut ekonomisi, Oxford Üniversitesi Çevre Değişikliği Enstitüsü'nde kıdemli bir araştırmacı ve öğretim görevlisi olan Kate Raworth'un fikri. Raworth, 2012 yılında ekonomik büyüme arzusunun sürekli olarak dünyayı eşitsizliğe ve ekolojik çöküşün derinleşmesine doğru itip geçmediği konusunda tartışmayı teşvik etmek için çalışmalar yaparken bu modeli öne sürdü. Raworth'a göre amaç, “gezegenin araçları dahilinde herkesin ihtiyaçlarını karşılamak” olmalıdır.

Kaynak: climatechange.boun.edu.tr

Ekonomi ile çevrenin kesişiminin açıklanması oldukça karmaşıktır. Çevre Ekonomisi Profesörü Cameron Hepburn'e göre, ekonomik büyümenin ve gezegensel sağlığın birbirini dışlamadığından emin olmak için yeni yollar bulmamız gerekiyor. Profesör Hepburn,

“Ekonomik büyüme, iklim azaltımının yanı sıra gerçekleştirilebilir ve yapılmalı. Ekonomik büyümeyi durdurmak gereksiz, istenmeyen ve gerçekten de imkansız bir durumdur. Ancak insanlığın gezegenimiz sınırları dahilinde gelişmesini sağlayan yeni bir ekonomik modele ihtiyacı var”

diyor.

Oxford Ekonomi Bölümünden Profesör Rick van der Ploeg de aynı fikirde olduğunu şu sözleriyle dile getiriyor:

"Teknik değişim ve modern toplumdaki aşırı tüketim kalıpları hakkında karamsar olanlar, emisyonları sınırlamanın ve küresel ısınmayı azaltmanın tek yolunun ekonomiyi küçültmek olduğunu savunuyor. Bu görüşün aşırı karamsar olduğunu düşünüyorum. Bunu savunanların ilk önermesi kirli/çevreye zararlı üretimlerin temiz/doğa dostu üretimle yer değiştirebilmesinin mümkün olmadığıdır... Buna inanmıyorum. Yeşil Ar-Ge'yi sübvanse ederek ve yenilenebilir enerji kullanan ekonominin bu sektörlerin büyümesini ve fosil yakıtlara dayanan diğer sektörlerin küçülmesini sağlayarak, yeşil dönüşüme geçmede daha iyi bir politikadır. Böylece ekonominin genel büyüme oranını düşürmeden küresel ısınmayı durdurmak mümkündür”.
Kaynak: tedxvienna.at

Temiz büyüme - sera gazı emisyonlarını azaltırken ulusal gelirin artması - İngiltere hükümetinin endüstriyel stratejisinin dört ayağından birini oluşturuyor. Profesör Hepburn'e göre büyümenin devam etmesi her zaman arzu edilir çünkü dünya nüfusunun %10'u hala aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. Ayrıca karbon sonrası dünyada temiz büyümeye geçiş birçok sektör için kolay olmayacak olsa da, iş sahalarındaki bazı bakış açıları umut vericidir: Smith Okulu raporunda kurumsal sosyal sorumluluk ve kârlılık arasındaki bağlantı üzerine çalışma yapıldığı söyleniyor. Çalışmaya göre sağlam çevre ve sürdürülebilirlik standartları, şirketlerin sermaye maliyetlerini düşürmüş ve stok performansını artırmış.

DONUT EKONOMİ MODELİ NASIL ÇALIŞIR?

Donut ekonomi modeli, insanlığın çevreyi tehlikeye atmadan gelişebileceği “tatlı bir nokta” olarak tanımlanmaktadır.

Yoksulluğun ortadan kaldırmak için gezegenimizin sınırlarını zorlamak zorunda kalır mıyız?

Kesinlikle hayır.

Veriler ışığında birçok temel ihtiyacın daha az kaynakla karşılanabileceği görülmüştür:

Gıda: Dünya nüfusunun %13 ü açlığa maruz kalmaktadır ve bu insanların günlük gereken kalorilerini alması için, mevcut küresel gıda arzının %1 i yeterlidir.
Enerji: Dünya nüfusunun %19 u için yeterli enerji kaynağı sağlanamamaktır. Bu ihtiyacı karşılamak için karbondioksit salımının %1 den daha az artmış olması yeterlidir.
Gelir: Dünya nüfusunun %21 i günde 1.25 $ ın altında gelirle yaşamaktadır. Bu yoksulluğu bitirmek için küresel gelirin %0.2 si yeterlidir. [1]

Aza kanaat etsek neler başarabiliriz görebiliyor musunuz? eçtiğimiz günlerde Asya bölgesindeki gıda fiyatlarında rekor artışlar olduğunu yazmıştım. Bunun temel sebebi nedir? İyice düşünmek lazım.

Ek olarak dünyamızın sınırlarını zorlayan ve baskılayan alanları da görelim:

Karbon: Küresel karbon salımının %50 si, dünya nüfusunun yalnızda %11 i tarafından yapılıyor.
Gelir: Küresel gelirin yüzde 57’si kişilerin yalnızca %10 luk nüfusun elindedir.
Nitrojen: Küresel nitrojen %33 ü Avrupa ülkelerinin et üretiminden dolayıdır ve bu dünya nüfusunun sadece %7 sini oluşturmaktadır. [1]

Ne yazık ki tüketim çılgınlığı her geçen gün daha da artıyor. Geçtiğimiz cuma "Black Friday" (Kara Cuma, Efsane Cuma...) indirimlerini gördük. Ay sonu olmasına rağmen ülkemizde yapılan alışverişler oldukça fazlaydı. Peki tüketim çılgınlığının sebebi ne? Bu apayrı bir yazı konusu olsa da kısaca değinelim:

Bu artışa neden olan en büyük kesim orta sınıftır. Bunun nedeni de orta sınıfın zengin olma/ zengin görünme çabasıdır denebilir. Tüketim artışıyla birlikte kaynakların kullanımı giderek arttı. Dünyayı kuruttuk desek, pek de yanlış olmaz. Temel ihtiyaçlara olan talebin giderek artmasıyla da (su, gıda ve enerji talepleri) gün geçtikçe yükseliyor. Tüketim açlığı her gün boyut atlarken üzerinde yaşadığımız, bizi anne gibi sarıp sarmalayan, büyüten gezegenimiz ne durumda sizce? Halinden memnun mudur yoksa artan hızla ölüme mi yaklaşmaktadır?

İklim krizi sorunu en temelde bize şunları söylüyor: Gezegenimize iyi davranmazsak, sonuçları çok ağır olacak. Dünyanın bu artan taleplere vereceği cevap küresel felaketler olacak.

Bu modelin elle tutulur tarafı ise sürdürülebilir kalkınmaya farklı bir bakış açısı getirmesidir. Ekonomik büyüme, gezegenimizin sınırları çerçevesinde yeniden boyut kazanırken insan yaşamı da el üstünde tutuluyor. Bu kapalı sistem, insanoğlunun ve dünyanın ihtiyacı olan her şeyi vermeyi hedefliyor.

EKONOMİK BÜYÜME VE YEŞİL POLİTİKALAR EL ELE VEREBİLİR


Ekonomist Kate Raworth'un Donut modeli aslında büyümeyi içeren bir model değil. Fakat Oxford'da Nuffield College'da iklim politikası ve enerji dönüşümü üzerine araştırmacı olan Ryan Rafaty, Arap devletlerinin Yom Kippur Savaşı sırasında İsrail'in desteklediği düşünülen ülkelere petrol ihracına yönelik ambargo getirdiği 1973 petrol krizine işaret ederek şunları aktardı:

"Karbona bağlı ithalata bağımlılığımız konusunda dürüst müyüz? Ekonomik büyüme azimli bir dogmadan mı ibaret? 'Temiz büyüme' ile ne demek istediğimizi gerçekten biliyor muyuz? İsveç ve Danimarka bugün karbon temelli enerjinin kullanımı azaltılırken büyüme eğrisinin artabileceğine dair çarpıcı kanıtlar sunmuştur. Danimarka ayrıca güçlü bir tarihsel örnek sunmaktadır. OPEC tarafından 1970'lerin başında yapılan petrol ambargosu sırasında, bir çok Batı ülkesi için petrol fiyatı bir yıl içinde 4 katına çıkmıştı. Bu krize verilen tepkiler büyük ölçüde farklılık gösterdi: Fransa ve İsveç nükleer enerji programlarını hızlandırmaya başlarken ABD'de petrolde büyüme ve serbestleşme arasında bir gerilim vardı.
Fakat Danimarka'da büyük bir siyasi istikrar vardı. Petrol ithalatına bağımlı olan ülkeler özellikle bu şoktan etkilendi ve ciddi resesyona girdi. Ancak, Keynesyen temelli bir  teşvik programı ile birkaç yıl içinde resesyondan çıkan Danimarka, alternatif enerjiye (rüzgar enerjisi) yöneldi ve birkaç yıl içinde Danimarka Enerji Ajansı kuruldu. Bu devlet önderliğindeki sanayi politikası, bugün gelişen bir yerli imalat sanayiisi üretmiş oldu. Danimarka hala küresel rüzgar enerjisi pazarının büyük bir bölümünü kontrol ediyor... Krizler değişimi beraberinde getirir ve bu değişimin doğası o zamanki ülkenin karakterine bağlıdır".

Kate Raworth'a göre, insanlığın büyüme saplantısı; başarılı, sağlıklı ve dengeli bir ekonomi modeliyle değiştirilmelidir. Modelinde, 21. yüzyılın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak enerji, gıda, su, sağlık, eğitim, gelir ve iş, barış ve adalet, sosyal eşitlik, cinsiyet eşitliği, konut gibi kategoriler yer alıyor.

TEDxAthens için verdiği, bizi yeniden değerlendirmeye ve düşünmeye davet eden; şık, sade ve mükemmel bir yapı sunan ve çarpıcı konuşmasını dinlemenizi öneririm:

Yeşil bir geleceğin ümidiyle...


Kaynaklar:

[1] http://climatechange.boun.edu.tr/donut-ekonomi-modeli

www.tedxvienna.at

http://pdfs.semanticscholar.org/458c/d1325da288d260340826bd84af36bf450f99.pdf

https://www.research.ox.ac.uk/Article/2019-11-30-economic-growth-and-a-healthier-planet?utm_source=t.co&utm_medium=referral