DEVALÜASYON NEDİR?

Yazılar Mar 22, 2021

Devalüasyon, bir ülkenin para değerinin başka bir para birimine düşürülmesidir. Sabit döviz kuru veya yarı sabit döviz kuru olan ülkeler bu para politikasını kullanabilirler.

DEVALÜASYON NEDEN YAPILIR?


Devalüasyon, bir ülkenin ihracatının maliyetini düşürerek küresel pazarda daha rekabetçi olmalarını sağlarken ithalatların maliyetini artırır. Bu nedenle yerli tüketicilerin onları satın alma olasılıkları daha düşüktür. Yani yerli işletmeler daha da güçlenir. Devalüasyonla birlikte ihracat arttığı ve ithalat azaldığı için ticaret açığı azalır.

Zayıf bir yerel para birimi, ülkenin ihracatını küresel pazarlarda daha rekabetçi hale getirir ve aynı anda ithalatını da daha pahalı hale getirir. Yüksek ihracat hacimleri ekonomik büyümeyi teşvik ederken, pahalı ithalat da benzer bir etkiye sahiptir çünkü tüketiciler ithal ürünler yerine yerel alternatifleri tercih etmektedir. Ticaret açısından bu iyileşme, genellikle daha düşük cari işlemler açığı veya daha büyük cari işlemler fazlası, daha yüksek istihdam ve daha hızlı gayri safi yurt içi hasıla büyümesi anlamına gelir.

Döviz Savaşı Yaratabilir

Genellikle yerel para biriminin değerini düşürmeyi teşvik edici para politikalar, ülkenin sermaye ve konut piyasaları üzerinde de olumlu bir etkiye sahiptir. Bu da iç tüketimi arttırır. Fakat unutulmamalı ki stratejik para devalüasyonunun her zaman işe yaramayabilir ve dahası uluslararası bir döviz savaşı yaratabilir.

Küresel para birimleri altın standardını bıraktığından ve döviz kurlarının birbirleriyle serbestçe alışveriş yapabilmesine izin verdiğinden beri, sadece dahil olan ülke vatandaşlarına zarar vermeyen, aynı zamanda dünya genelinde birçok para birimi devalüasyonu gerçekleşmiştir.

Devalüasyonun Üç Sebebi

Ülkelerin devalüasyon yapmalarının üç ana sebebi bulunur:

  1. İhracatı Artırmak: Bir dünya pazarında, bir ülkenin mallarının diğer tüm ülkelerin ürünleriyle rekabet etmesi gerekir. Amerika'daki otomobil üreticileri, Avrupa ve Japonya'daki otomobil üreticileriyle rekabet etmek zorundadır. Euronun değeri dolar karşısında düşerse, Avrupalı ​​üreticiler tarafından Amerika'da satılan otomobillerin fiyatı, dolar şeklinde daha ucuz olacaktır.
  2. Ticaret Açığını Azaltmak: Devalüasyonla birlikte ihracat artarken ithalatlar azalır çünkü ihracatın maliyeti azalırken ithalat fiyatları da ters yönde artacaktır. İhracat artarken ithalatın azalması da ticari açığı düşürecek bir etkiye sahiptir. Devalüasyon potansiyel olarak kötü bir etki de yaratabilir. Yerel para değersizleştiğinde ülkelerin dış borcu artar. Yani yerel para biriminde fiyatlandırılan borç ve krediler normalinden daha yüksek olur. Bu, çok sayıda dolar ve euro cinsinden borç alan Hindistan veya Arjantin gibi gelişmekte olan ülkeler için büyük bir sorundur. Sonuç olarak dış borçların ödenmesi zorlaşabilir ve ülke vatandaşlarının yerel para birimlerine olan güveni azalabilir.
  3. Devletin Borç Yükünü Azaltmak: Devletin çok fazla borcu varsa, hükümet devalüasyon politikasını teşvik edilebilir. Borç ödemeleri sabitse, daha düşük bir para birimi bu ödemeleri zamanla etkili bir şekilde daha ucuz hale getirir.
    Dünyadaki çoğu ülke bir şekilde ödenmemiş bir borca ​​sahip olduğundan, devalüasyon para savaşı başlatabilir. Bu taktik, söz konusu ülkenin çok fazla yabancı tahvil bulundurması durumunda da başarısız olacaktır, çünkü bu faiz ödemelerini nispeten daha pahalı hale getirecektir.


DEVALÜASYON ÖRNEĞİ

5 Ağustos 2019 tarihinde, Çin Halk Bankası, on yıldan fazla bir süredir ilk kez yuanın günlük kur oranını dolar başına 7 olarak belirledi. Bu, Trump yönetimi tarafından uygulanan 300 milyar dolarlık Çin ithalatının % 10'luk yeni tarifelerine cevaben, 1 Eylül 2019'da yürürlüğe girmeye başlamıştır. Trump yönetimi, Çin'i "para manipülatörü" olarak etiketledi.

Çin, kendisini küresel piyasada daha baskın bir güç yapmaya çalışarak sessizce devalüasyon yapmakla suçlandı. Bazıları da Çin'i 2016 yılındaki seçimlerden sonra gizlice devalüasyon yaptığı ve bunu yaparken ABD ile işbirliği yaptığı konusunda suçladı.

Bununla birlikte,  ABD Başkanı Donald Trump göreve başladıktan sonra, kısmen Çin'i ucuz olan Çin mallarına gümrük vergisi koymakla tehdit etti. Bazıları bunun ABD’nin ilerlemesini sürdürmesi durumunda Çin’i daha agresif alternatifler gözetecek bir konuma sokan bir ticaret savaşına yol açabileceğinden korkarken son gelişmelerle birlikte görüldü ki ABD-Çin arasındaki vergi gerginliği küresel piyasaları etkileyen büyük bir ticaret savaşına dönüştü.

Geçmişte Çin bu tip iddiaları reddetmişti. İronik olan durum ise ABD hükümetinin Çin’i yuanı devalüe etmeye zorlamasıdır. ABD hükümeti yuanın Çin için uluslararası ticarette adaletsiz bir avantaj sağladığını savunuyordu.

Parasal devalüasyonlar, global piyasaların zarar görmesine veya resesyon kazanmasına neden olabilecek bir belirsizlik yaratabilirler. Ülkeler kendi para birimlerini devalüe ederek para savaşı gibi bir duruma yol açarak kazanmaya çalışabilirler. Bu da iyiden çok daha fazla zarara yol açan çok tehlikeli bir kısır döngü yaratabilir.